Gündem
Giriş Tarihi : 09-03-2022 18:23   Güncelleme : 09-03-2022 18:23

YILMAZ: KENDİ HAYATIMI ŞİİR KILMAYA ÇALIŞTIM

YILMAZ: KENDİ HAYATIMI ŞİİR KILMAYA ÇALIŞTIM

YILMAZ: KENDİ HAYATIMI ŞİİR KILMAYA ÇALIŞTIM

“Edebiyat Durağı”nın bu ayki konuğu şair ve yazar Ercan Yılmaz oldu. Programda edebiyatseverlerle bir araya gelen Yılmaz, ‘Kitap Evi Otel’ ve ‘Nurusiyah’ adlı eserlerine ilişkin soruları yanıtladı. Edebiyata ve şiire dair ufuk açıcı bilgiler paylaşan Yılmaz, program sonunda konukların sorularını yanıtlayarak ‘Kitap Evi Otel’ adlı eserini imzaladı.

Divan edebiyatının son büyük şairi olan Şehy Galip’in Hüsn-ü aşk adlı eserinden çok etkilendiğini belirten Yılmaz, “Galip Dede, Hüsn-ü Aşk’ta diyor ki “Düştüğüne eyleme teessüf, mi’râcını çehde buldu Yûsuf.” Yani miracını kuyuda buldu Yusuf Peygamber. Düştüğüne üzülme, onun miracı oradadır diyor. Kiminin miracı göğe çıkmakla olur, Peygamber Efendimiz’de olduğu gibi, kiminin miracı kuyuya düşmekle olur, kiminin miracı başka bir şeyle olur. İşte o anlar bizim hikâyesini sonradan anlatacağım anlar oluyor. İşte o anlar bizi hayatta tutan anlar oluyor. İşte o anlar kalbimize ışıklarla dökülen anlar oluyor. Dolayısıyla hayatı bir şiire dönüştürmek, hayatı bir şiir gibi yaşamak, bir şiir hassasiyetiyle meseleye bakmak ve o zaviyeden bakınca da dünyayı güzelleştirmek zorunda olduğunu hissetmek, dünya güzelleşirken sen de güzelleşiyorsun. Biz yıllarca Hüsn-ü Aşk okumaları yaptık. Şunu tüm samimiyetimle söylüyorum ki, Galip Dede’ni Hüsn-ü Aşk mesnevisi, insanın hayatını değiştirmeye muktedir bir eserdir. Kendi hayatımdan ve çevremdeki birçok kimsenin hayatından biliyorum” diye konuştu.

Programda “Kitap Evi Otel” ile ilgili soruları yanıtlayan Yılmaz, “Bursa’nın tam kalbinde kalenin içerisinde bir butik otel orası. Özel bir mekân. Önce kitap eviymiş, yaklaşık 10 yıldır da otel. Kendimizi mutlu hissettiğimiz bazı mekânlar vardır.  Hepimiz için vardır böyle bir yer. Oraya gidip gelirken kendimi iyi hissettiğim yerlerde notlar aldım. Neden kitaba dönüşmesin diye düşündüm. Şimdi orası benim evim gibi. Benim yaşadığım duyguları neden başkaları yaşamasın diye yazdım. Ben hep aradaki mekânları çok sevmişimdir. Yani bir otelde kalıyorsunuz. Sınırlı bir zamanda orada kalacaksınız ve oradan geçip gitme duygusu, sonrasında orayı geride bırakacaksınız. Bir eşik duygusu. Hiçbir yere ait olamama durumu. Bu beni çok cezbediyor. Biz kendimizi dünyaya ait hissediyoruz ama dünyaya da ait değiliz. Biz dünyaya geçici bir süre gönderildik. Burası da tıpkı bir otel işlevi görüyor. İşte bu duygunun tesellisini aramak için oteller benim için önemlidir. Örneğin Necip Fazıl’ın “Otel Odaları” diye bir şiiri vardır. İkinci kitap Meserret Oteli oldu. Üçüncü kitap da yine oteller ilgili olacak ve böylece üçleme olacak” ifadelerini kullandı.

Aşk ile başlamayan hiçbir şeyin bereketli olmayacağını söyleyen Yılmaz, şunları kaydetti:

“Kendi hayatımı şiir kılmaya çalıştım. Benim meselem, benim hassasiyetlerimi taşıyan insanlarla bir raya gelip o muhabbeti, aşkı, güzelliği yaşatmaya çalışmak. Amacımız gönüllere girmek değilse hayatın anlamı kalmıyor. Gençlerimize ve kendimize inanmalıyız. Son bir yıla kadar bu kadar umutlu konuşmadım. Allah umuttan ve doğru yoldan ayırmasın. Umutsuz olmak Müslümana yakışır bir tavır değil. Sürekliliği sağlamak çok önemli. Sürekli olmayan hiçbir şeyin bereketi yoktur. İbadet için de bu geçerli. 23 yıldır gençlerle iç içeyim. Hiçbir konuda süreklilik yok.