Eğitim
Giriş Tarihi : 13-12-2021 19:56   Güncelleme : 13-12-2021 19:56

Prof. Dr. Feridun M. Emecen’in Kaleme Aldığı İlk Osmanlılar ve Batı Anadolu Beylikleri Dünyası Başlıklı Eserinin Yeni Baskısı Yayımlandı

Prof. Dr. Feridun M. Emecen’in Kaleme Aldığı İlk Osmanlılar ve Batı Anadolu Beylikleri Dünyası Başlıklı Eserinin Yeni Baskısı Yayımlandı

Prof. Dr. Feridun M. Emecen’in Kaleme Aldığı İlk Osmanlılar ve Batı Anadolu Beylikleri Dünyası Başlıklı Eserinin Yeni Baskısı Yayımlandı

Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Feridun M. Emecen’in kaleme aldığı İlk Osmanlılar ve Batı Anadolu Beylikleri Dünyası Başlıklı Eserinin Yeni Baskısı yayımlandı.

 

İLK OSMANLILAR

VE BATI ANADOLU BEYLİKLERİ DÜNYASI

Osmanlılar …

Tarihin akışında birden ortaya çıkıveren ve hala çıkış öyküleriyle araştırmalara konu olan devlet ve medeniyet kurucuları …

Kimler kurdu Osmanlı İmparatorluğu’nu?

İlk Osmanlılar kimlerdi? Nereden gelmişlerdi ve ilkin hangi bölgelerde ve hangi şartlar içinde hüküm sürmüşlerdi?

Küçük bir beylikten üç kıtaya yayılan bir imparatorluğa dönüşen bu devletin kurucularının menşei neydi?

Kuruluş hakkındaki kısıtlı bilgilerle tam ve doğru bir hükme varılabilir mi?

Tarihçi bir yandan sorular sorarken bir yandan da eldeki bilgileri yeni yöntemlerle değerlendirip sonuca giden kişidir.

Feridun Emecen, ilk Osmanlılar ve Osmanlı devletinin kuruluşuna dair tartışmalı pek çok konuyu, çapraz bilgilerle en sahih sonuçlara vararak aydınlatıyor. Moğol istilasının Anadolu coğrafyasındaki etkisinden, bölgenin kuzeybatı ucunda ortaya çıkan Osmanoğullarının atalarının kim olduğuna; Kayı boyuna dair bilgilerin doğruluk derecesinden, küçük bir beyliğin bir cihan imparatorluğu haline nasıl geldiğine; aynı dönemde Anadolu’da bulunan diğer beyliklerin konumlarından, bu beyliklerin Osmanlı şemsiyesi altında nasıl eridiğine … kadar uzanan bir yelpazede, kuruluş dönemine dair karanlık noktaları tek tek mercek altına alıyor.

Tarih – biten bir şey değil; belki her belge ve bilgi ile yeniden karşımıza çıkan canlı bir gerçekliktir.

Osmanlıları yeniden düşünüp anlamak, kavram ve bilgileri yerli yerine oturtmak için kılavuz bir eserle baş başayız.

 

YENİ BASKI İÇİN SUNUŞ

Osmanlı Devleti’nin “bilinmeyen / karanlık çağı” olarak tarihçiler arasında hayli verimli bir tartışma ortamı oluşturan kuruluş dönemiyle ilgili muhtelif tarihlerde kaleme almış olduğum araştırmaları bir araya getiren bu kitabın ilk baskısı 2001 yılında yapılmış, aradan geçen zaman zarfında kitap özellikle akademik çevrelerin ilgisine mazhar olarak müteaddid defalar basılmıştı.

Ancak bu iş, mevcut makaleler için küçük tashihlerle sınırlı kalırken bu arada yazmış olduğum konuyla ilgili bazı yeni yazıların da buraya eklenmesi şeklinde gerçekleşti. Yani köklü bir değişikliğe gidilmeyerek kitabın ana bünyesi korundu. İlk iki baskı için yazdığım “Önsöz” kısımlan ise (2001 ve 2012) burada yeniden tadil edildi. Anlaşılacağı üzere makalelerin konulan itibarıyla üç bölüm halinde tasnif edilme hali sürdürüldü. Ayrıca 2012 baskısına bilahire kaleme aldığım bazı yeni makaleler de eklendi.

Söz konusu yeni eklenen makalelerin bir bölümünün daha öncekileri tamamlayıcı mahiyette bulunduğuna işaret etmeliyim. 2012 baskısında eklediğim yazıların bir bölümü, hala ilgi çekmeye devam eden, tekrarlanan bilgilerle bir ölçüde artık yeni bir yaklaşım ve bilgi açılımını da beklemediğim “gaza” konusunda bazı noktalara dikkat eden makalem dışında çok önem verdiğim ve Osmanlı devletinin teşekkül safhasında belirleyici amillerden biri olduğunu düşündüğüm “savaşçı bölükler” tezini destekleyen ilk Osmanlı savaşları temelinde konuyu ele aldığım araştırmalardan oluşuyordu.

Yine “Türkmen/ Beylikler Dünyası” şeklinde nitelendirdiğim zeminde, bütünleştirici bir bakışı ortaya koyma çabasına yönelik şekilde yazdığım iki biyografik karakterli makaleye de (Gazi Umur Bey ve Menteşeoğlu İlyas Bey) kitapta yer vermiştim. Son olarak Osmanlılık ve Türklük konusuna kaynaklar temelli izah getiren bir başka yayımlanmış yazımı, kitabın maksadına uygun düştüğü için eklemiştim.

Şimdi bu yeni baskıda daha çok beylikler tarihine bazı noktalarda ışık tutan yeni yazılarımı ilave ettim. Bunlar arasında genel olarak Anadolu Beylikler dünyasını ana hatlarıyla tasvir eden bilgilendirici bir çalışma yanı sıra, Osman Bey’in tarihi kimliği ve yakın çevresi, Orhan Bey’in, beyliğin teşekkülündeki rolü, Saruhanoğluları tarihi ve Osmanlı-Karaman münasebetlerine dair bazı yeni yaklaşım ve tesbitlerimi ihtiva eden makaleler de yer almaktadır. Hususiyle ana tezimiz olan Osmanlı beyliğinin kuruluş dönemi atmosferi içinde komşu Türkmen beylikler dünyasının geniş temel çerçevesinin oynadığı inanç, manevi temayül, aşiret yapılanması, askeri sistemler, vs. gibi türlü rollerini zemine yerleştirme düşüncesini bir kere daha güçlendirmeye çalışmış oldum.

Bir önceki baskının önsözünde temas ettiğim gibi bu kitaba olan akademik ilginin, en iyimser düşünceyle ifade edersem ya dil problemi yüzünden ya da demek istediğim tam kavranamadığından, mevzu üzerinde sonradan kalem oynatan ve bir ölçüde adeta “Amerika’yı yeniden keşfeden” -bazıları yerli olmak üzere- özellikle de yabancı meslektaşların dikkatinden vareste kaldığını aradan geçen bunca yıla bakarak tekrar vurgulamadan geçmek istemem.

Her şeyi kendilerinin bulduğu, hatta benzeri bilgilerin kendilerinden alındığı gibi garip ve muhtemelen “büyük bir enaniyet gösterisi” içinde kalem oynatan bazı -akademik anlamda- “mühtedilerin” yazılarını ise zikretmeye değer görmediğimi belirtmek istiyorum.

Öte yandan genişleyen Osmanlı araştırmaları alanında çalışan bir kısım araştırmacıların kendi aralarında oluşturdukları çemberlerin dışında kalanlara, çalışmaları ne kadar değerli olursa olsun peşin hükümlü davranarak onları görmezden gelme gibi pek bilindik bir tavır sergilemeleri keyfiyetini ciddi bir mesele olarak gördüğümü de belirtmeliyim. Şüphesiz önemli olan “tarihe bir işaret” koyabilmektir. Buradaki yazıların en azından “silik” de olsa böyle bir iz bırakacağı yolundaki ümidi korumak arzusundayım. Bu yeni baskı için büyük gayret sarf eden ve bunun daha önceki yayımlanan kitaplarla bir “külliyat” haline gelmesini destekleyen Ömer Erdem’ e, değerli editör Hamdi Akyol’ a ve yayınevinin diğer yetkililerine de müteşekkir olduğumu belirtirim.

 

Feridun M.