Teknoloji
Giriş Tarihi : 29-06-2021 14:06   Güncelleme : 29-06-2021 14:06

Mezunumuz Ece Börü ile Yatırımların Sürdürülebilirliği Üzerine

İstanbul Teknik Üniversitesi Mezun Söyleşileri kapsamında 1988 yılı İşletme Mühendisliği mezunumuz Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Genel Müdürü Ece Börü ile İTÜ Endüstri Mühendisliği Öğr

Mezunumuz Ece Börü ile Yatırımların Sürdürülebilirliği Üzerine

İstanbul Teknik Üniversitesi Mezun Söyleşileri kapsamında 1988 yılı İşletme Mühendisliği mezunumuz Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Genel Müdürü Ece Börü ile İTÜ Endüstri Mühendisliği Öğr. Gör. Dr. Bülent Cerit keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

İTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü öğretim görevlilerimizden Dr. Bülent Cerit’in moderatörlüğünü üstlendiği “Sürdürülebilirlik ve Gelecek” başlıklı söyleşide sorularımızı içtenlikle yanıtlayan mezunumuz Ece Börü, İTÜ’de aldığı eğitimin iş hayatında sağladığı avantajlardan bahsederken, “İTÜ’de öğretilen problemlere yaklaşım biçimi ve analitik düşünme becerisi hayatınız boyunca karşılaşacağınız sorunların çözümünü bulmada elinizdeki sihirli bir anahtar olacak,” dedi.

“İTÜ bizlere analitik düşünce ve problem çözme yetkinliği kazandırdı”

1988 yılı İşletme Mühendisliği mezunumuz ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Genel Müdürü Ece Börü, söyleşiye İTÜ’lü olarak iş yaşamına başlamanın avantajlarından bahsederek başladı. İTÜ’de geçen öğrencilik yıllarına dair şunları söyledi: “Okulda öğrendiğimiz şeyler için arkadaşlarımızın en çok sorduğu sorulardan biri; ben bunları öğreniyorum, ama ileride nerede kullanacağım? Bunun cevabı o zamanlarda çok karşılık bulmazdı.

Bu cümle, bizim içimize su serperdi. Çünkü neyi nerede kullanacağınızı tam bilemediğiniz için iş hayatına biraz tedirgin başlıyorsunuz. Fakat bir kez başladığınız zaman fark ediyorsunuz ki edinilen bilgi veya dersler unutulsa dahi, edindiğiniz düşünce yapısı, yöntem ve problemlere yaklaşım biçimi, kısacası edinilen analitik düşünce yapısı hayatınız boyunca elinizde sihirli bir anahtar olarak kalıyor. Sizin için, her ne iş yapıyor olursanız olun, sorunlara çözüm üretmede çok sağlam bir yöntem kazanmış oluyorsunuz.”

“Bankacılık sektörü, pandemideki değişime hızlı adaptasyon sağladı”

Söyleşide, pandemi döneminde özellikle bankacılık sektörünün çalışmalara hız kesmeden devam etiğini belirten Börü, yeni normalde bankacılık iş süreçlerinin işleyişine dair şunları söyledi: “Sektöre dahil olduğumuz 1989 yılından beri çok değişik zamanlar yaşadık ve dünyayı tümüyle etkisi altına alan böylesi krizi hiçbir zaman yaşamadık. 11 Mart’ta Türkiye’de ilk vaka görüldü, ondan önce yurtdışı seyahatlerimizde ofisleri, esnek çalışmayı ve uzaktan çalışmayı görürdük ve bu durum hoşumuza giderdi.

Fakat biliyorsunuz, bankacılık sektörü tamamen otoriteye bağlı, uzaktan çalışma diye bir şey yok; buna rağmen biz yine de bazı bölümlerimizde uzaktan ve esnek çalışmaları iş sürekliliği kriz yönetimlerini test etmeye başlamıştık. Bir hafta içinde bütün ekibin yüzde 90’ını eve göndermeye başladık. O günden beri binalarımızda her şey evden devam ediyor, hazine dahil olmak üzere çalışmalarımız durmadı. Burada yaptığımız testlerin ve hazırlıklı olmanın çok faydasını gördük. Çünkü bu sadece arkadaşlarımızın buna yatkın olmasıyla ilgili değil, teknik altyapı gerektiriyor, kapasite meselesi, güvenlik meselesi… Hazırlıklı olduğumuz için bizim açımızdan zor bir süreç değildi.”

Pandemide özellikle teknolojinin yoğun bir şekilde kullanılmasıyla birlikte iş yapış şekillerinin çok ani değiştiğini, mühendislerin buna hızlıca adapte olduğunu ifade eden Börü, “Biz bugün şunu tartışıyoruz: Dijital dönüşümde mühendislerimizle birlikte banka çalışanlarımızın da ilerde kullanacağımız yeni programlara, yeni platformlar ve yeni teknolojilere hazırlıklı olması gerekiyor.

İlerleyen zaman içerisinde özellikle 90’lı yıllara gelindiğinde çevreyle ilgili ve çevreyi koruyucu yatırımlara yöneldik. Sonrasında, Türkiye’nin ve dünyanın ihtiyacı olan her sektörün en önemli girdisi görünen enerji alanında yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneldik. Yurtdışından da bunun karşılığını bulabildiğimiz için şu anda yüzde kırka yakın bir enerji portföyümüz var. Bunların tamamına yakını yenilenebilir enerji üzerine: Özellikle HES’lerden başladık, rüzgâr santralleri, güneş santralleri, bioatıklar, jeotermal enerjiler… HES’lerimiz tamamlanmak üzere, güneş enerjisi ve hibrit tarafına özellikle eğiliyoruz. Türkiye’nin yatırım ve kalkınma konusunda yenilenebilir enerji kaynaklarına ihtiyacı vardı.”

“X, Y ve Z; üç kuşak bir arada çalışıyoruz”

X, Y ve Z olmak üzere üç kuşak bir arada çalıştıklarını dile getiren Börü, kurumların ve bireylerin gelişmesi adına birlikte iş yapma kültürünün son derece önemli olduğunu dile getirdi: “Bireyler yerinde sayıyor ancak kurum ilerliyorsa, ivme kazanan kurum içinde o kişiler bir biçimde bertaraf olur.

Benim annemle aramızda olduğu gibi iki kızımla da aramızda kuşak farkı var. Burada özellikle birbirini anlama, empati, sağlıklı iletişim çok önemli. Ben kuşak farklılıklarının son derece doğal olduğunu düşünüyorum. Eğer kuşak farkları olmazsa gelişim ve değişme de olmaz. Kuşak farkları çok sağlıklı, çatışmalar çok sağlıklı; yeter ki yıkıcı değil yapıcı olsun. İletişim, empati, değişim ve gelişime açıklık her şeyin üstesinden gelir.”

Söyleşinin tamamını izlemek için tıklayınız.

.