Gündem
Giriş Tarihi : 11-06-2021 21:29   Güncelleme : 11-06-2021 21:29

Esenler Belediyesi: HOCA AHMET YESEVİ’Yİ ESERLERİMİZLE TANITIYORUZ

Müzikten edebiyata, sinemadan tiyatroya kadar kültür sanatın her rengini içinde bulunduran Her Sanat programının konuğu minyatür sanatçısı Cihangir Aşurov oldu

Esenler Belediyesi: HOCA AHMET YESEVİ’Yİ ESERLERİMİZLE TANITIYORUZ

Müzikten edebiyata, sinemadan tiyatroya kadar kültür sanatın her rengini içinde bulunduran Her Sanat programının konuğu minyatür sanatçısı Cihangir Aşurov oldu. Muhammet Emre Yapraklı’nın sunumuyla Esenler Belediyesi yayın organı Şehir Ekranı TV’de izleyiciyle buluşan programda Aşurov, minyatür sanatının inceliklerini anlattı. Aşurov ayrıca ülkesi Özbekistan’da başlayan sanat yolculuğunu, ilk sergi deneyimini ve devam eden pek çok çalışmaları hakkında Yapraklı’nın sorularını yanıtladı.

KİTAP SANATLARINA MERAKLIYIM

Orta Asya, Avrupa ve ABD gibi dünyanın pek çok yerinde eserleri sergilenen Özbek sanatçı Aşurov, “Çocukluğumdan beri İstanbul’a bir sevgim vardı. Yıllar içinde bu sevgim daha da arttı. İstanbul’a ilk olarak 2008 yılında ebru sanatını öğrenmek için geldim. O yıl Yıldız Sarayı’nda bir de kişisel sergim oldu. O dönemde ilk defa İstanbul’daki sanatçılarla tanışma fırsatı yakaladım. Kitap sanatlarına çok meraklıyım. Özellikle yazma kitaplarını tamamlamak için hat, tezhip, cilt ve ebru gibi sanat dallarıyla uğraştım. Ebru sanatı Buhara’da kaybolmuş bir sanat. Yüzyıllar önce Buhara’dan gelen biri öğrencilere ebru sanatını öğreterek bu sanatın daha da yaygınlaşmasına vesile oldu” şeklinde konuştu.

TEFEKKÜR DÜNYASININ TASVİRİ

Minyatür sanatına olan ilgisinin ressamlık lisesinde eğitim aldığı dönemde başladığını belirten Aşurov, “Taşkent’te okurken zamanla minyatüre merak sardım. Sonra bu sanatı öğrenmeye gayret ettim. Minyatür, çok perspektifli bir sanattır. Çok eski zamanlarda yapılmaya başlanmış ama bir o kadar da moderndir. Taşkentli minyatür hocam ile Dede Korkut projesi üzerinde çalıştım. Bu çok geniş kapsamlı bir projeydi. İlk yaptığım sergide de Hoca Ahmet Yesevi’ye değinmiştim. ‘Hoca Ahmet Yesevi’nin Hikmetleri’ üzerine bir çalışmam oldu. Ahmet Yesevi’nin çok derin bir felsefesi var. Sergimizle birlikte Hoca Ahmet Yesevi’nin daha tanınır olmasına ve hatırlanmasına vesile olmaya çalıştık” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Doğu ve Batı sanatı her dönem birbirinden etkilendi. Ama son yüzyılda Batı sanatlarının Doğu sanatlarından etkilendiğini görüyoruz. İslam sanatlarındaki minyatür sanatları batıya göre farklı bir anlayışla yapılıyor. İslam sanatlarındaki minyatür, insanın tefekkür dünyasının bir tasviri.”

HOCA AHMET YESEVİ KİMDİR?

İlk Türk mutasavvıfı olarak bilinen Hoca Ahmet Yesevi, 1093 yılında Kazakistan’da doğmuştur. Dini eğitimini babası İbrahim Ata’nın halifesi sayılan Musa Hoca’dan almıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra Yesi şehrine (bugünkü Türkistan) yerleştikten sonra halkın faydalanabileceği bir ilim ve irfan mektebi kurmuştur. İnsanları dini ve ahlaki anlamda derinden etkileyen Hoca Ahmet Yesevi,  tasavvufi düşüncelerini sade bir Türkçe ile anlatarak şiirlerine taşımıştır. Zamanla bu şiirler Hikmet adıyla toplanarak Divan-ı Hikmet oluşturulmuştur. Şiirlerinde en çok yer verdiği konular ise başta Allah ve peygamber sevgisi olmak üzere, dini kurallara riayet etmek, güzel ahlak, fakir ve yetimleri korumak, zikr, nefs ile mücadeledir.

Yaşadığı dönem ve sonrasında Türk dünyasını büyük ölçüde etkileyen Hoca Ahmet Yesevi, 1166’da Türkistan’da  vefat etmiştir. Emir Timur tarafından türbeleştirilen kabri bugün Orta Asya’nın en çok ziyaret edilen bölgelerinden biri haline gelmiştir.