Gündem
Giriş Tarihi : 03-01-2022 14:07   Güncelleme : 03-01-2022 14:07

AYVAZOĞLU: HER KUYUDAN BİR YUSUF ÇIKARMALIYDIM

AYVAZOĞLU: HER KUYUDAN BİR YUSUF ÇIKARMALIYDIM

AYVAZOĞLU: HER KUYUDAN BİR YUSUF ÇIKARMALIYDIM

“Edebiyat Durağı”nın bu ayki konuğu şiir, deneme, inceleme, eleştiri, biyografi ve makale gibi pek çok türde eserler veren Beşir Ayvazoğlu oldu. Ayvazoğlu, edebiyatseverlerin sorularını yanıtlayarak “Her Kuyuda Bir Yusuf” adlı eserine ilişkin görüşlerini dile getirdi.  Eserinde Cinuçen Tanrıkorur, Nuri Arlasez, Hakkı Süha Gezgin, Hasan Ferit Cansever, Florinalı Nâzım ve Hanende Nedim’in hayatlarına odaklanan Ayvazoğlu, biyografi türünde kaleme aldığı bu eserle unutulmuş değerli insanları gün yüzüne çıkarmak istediğini dile getiriyor.

İlimde merakın öneminden bahseden Ayvazoğlu, “Bir şeyi merak ettiğinizde peşini bırakmayacaksınız. Merak ettiğiniz ve peşine düştüğünüz zaman dünya kadar bilgi ve malzemeye ulaşırsınız. Son biyografi Hanende Nedim, araştırmadığım biriydi. Ansiklopedilerde de geçer. Hanende Nedim, yaşadığı dönemin en güçlü sesiydi. Boğaziçi demek Hanende Nedim demekti. Üsküdar’da Aziz Mahmut Hüdayi’nin minaresinden ezan okunmaya başladı mı Beşiktaş’ta Yahya Efendi’de duyulurdu. Ama kim bu adam? Hiç kimse doğru düzgün bir şey yazmamış. Peşine düştük, arşiv belgeleri bulduk. Birçok hatırat kitapları karıştırdık. Sonucunda bir biyografi ortaya çıktı. Bu yüzden gençlere diyorum ki merak edin. Meraklı olmak üretim için son derece faydalıdır. Her alanda bu böyledir. Hangi meslekte olursanız olun o merakla ilerlersiniz. Doktorsanız tıp literatürünü takip etmezseniz mesleğinizde geri kalırsınız. Her şey o kadar hızlı bir şekilde gelişiyor ki. İlim de böyledir felsefe de böyledir sanat da böyledir, zanaat da böyledir” şeklinde konuştu.

Kitapta biyografilerini kaleme aldığı isimlere ilişkin bilgiler veren Ayvazoğlu, şunları kaydetti:

“Turgut Cansever’in babası Hasan Ferit Cansever, son derece renkli birisi. Son derece idealist bir doktor. Türk Ocakları’nın kuruluşunda Tıbbiyelilerin öncüsü olmuştur. Cansever, Anadolu’da o idealizmle birçok tıbbi faaliyette bulundu. Muayenehanesinde belli günlerde fakir fukarayı muayene eder, ilaç paralarını verirdi. Kitapta okursanız çok enteresan bir kişilik olduğunu görebilirsiniz.”

Ayvazoğlu, eserde biyografisi yer alan Florinalı Nazım’ın 1930 ve 40’larda Türk basını ve mizahının en önemli kahramanı olduğunu söyleyerek “Florinalı Nazım’ın kabiliyeti sınırlı fakat ihtirasları sınırsızdır. Abdülhak Hamit Tarhan’ın hayr-ul halefi gibi görmüştür kendisini. Abdülhak Hamit Tarhan, şair-i azamdır o dönemde. Abdülhak Hamit Tarhan gibi büyük bir şair olmak ister. Dolayısıyla hem onun hayranıdır hem gizli gizli onunla yarışan birisidir. Kabiliyeti sınırlı olduğu için onun gibi yazamamıştır. Şiirlerini gazetelerde ve mecmualarda yayınlatamadığı için ilan sayfalarında yazılarını yayınlatan bir zattır. Saf ve iyi niyetli bir insandır. Aslında trajikomik bir hayatı var. Sinema filmi yapılacak bir hayat. Müthiş bir komedi filmi olur. Gülersiniz ama gülüşünüzün arkasında bir acıma hissi, bir trajedi duygusu oluşur. O dönemde ismi meşhur olanlardan da kalitelidir aslında. Özellikle harf devriminden önce yazdığı metinlerde dili ve anlatımı fevkalade sağlamdır. Dil devriminden sonra kötü şeyler yazmıştır” şeklinde konuştu.