Gündem
Giriş Tarihi : 05-03-2022 02:14   Güncelleme : 05-03-2022 02:14

28 Şubat “Korku ve Yüzleşme” Sergisi İstiklal Sanat Galerisi’nde Ziyarete Açıldı

28 Şubat “Korku ve Yüzleşme” Sergisi İstiklal Sanat Galerisi’nde Ziyarete Açıldı

28 Şubat “Korku ve Yüzleşme” Sergisi İstiklal Sanat Galerisi’nde Ziyarete Açıldı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan “Korku ve Yüzleşme” sergisi, Beyoğlu Belediyesi İstiklal Sanat Galerisinde ziyarete açıldı. 28 Şubat darbe sürecindeki insan hikâyelerine odaklanan sergi ziyaretçilere, mağdurlara ait objeleri keşfetme ve bu objelerin hikâyesini sahiplerinin dilinden dinleme imkânı sunuyor.
 
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Beyoğlu Belediyesi iş birliğinde düzenlenen, 28 Şubat sürecini konu alan “Korku ve Yüzleşme” sergisi ziyarete açıldı. Beyoğlu Belediyesi İstiklal Sanat Galerisi’ndeki sergiye AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili ve Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, İstanbul İl Kültür Müdürü Coşkun Yılmaz, serginin küratörü Bekir Cantemir ve bazı davetliler katıldı.
 
MİLLİ İRADE, MİLLET VE ÖZGÜRLÜKLER KAZANACAK
Beyoğlu Belediye Başkanı Yıldız, 28 Şubat’ın çok canlı bir şekilde halen hafızalarında yaşadığını, korkuyla toplumları sindirme ve yönetme yönteminin AK Parti’nin kuruluşuyla özgürlük mevsimine kavuştuğunun sergide görüldüğünü belirterek, “Bugün burada korku ve yüzleşme aslında bize çok yeni, yaşadıklarımızı ama aradan 25 yılın geçtiğini ve o tarihlerde doğan çocuklarımızın, üniversitede okuyanların yaşadıkları zulmü de anlatıyor.

Bu darbe ve korku ve yüzleşme darbelerle hesaplaşma sürecinde elbette ki hep milletin dediği olacak. Milli iradenin dediği olacak, sonunda milli irade, millet ve özgürlükler, hak ve özgürlükler kazanacak” dedi.
 
“MİLLETİMİZ 28 ŞUBAT’I VE 28 ŞUBATÇILARI TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE ATTI”
Sergide konuşan AK Parti İstanbul Milletvekili Turan da, serginin 28 Şubat’ı unutmadıklarının bir göstergesi olduğunu söyleyerek, “Hafızamızı diri tutacağız. Milletimize, memleketimize, inançlarımıza yapılan kötülükleri asla unutmayacağız. 28 Şubat milletin iradesine yapılmış kalleş bir suikast, meşru yollarla işbaşına gelmiş bir hükümeti gayrimeşru yollarla düşürmenin adıydı. 28 Şubat bürokrasiye de büyük darbeydi. İnançlı, namaz kılan, inançlarıyla birlikte yaşamaya çalışan insanlarımızın bürokrasiden, devlet dairelerinden kovulması, işlerine son verilmesi, özgürlüklerinin elinden alınmasıydı. 28 Şubat sivil topluma da medyaya da darbeydi. Adeta emperyal güçlerinin hedef ve niyetleri doğrultusunda yeni bir toplum inşa etme çabasıydı, bir toplum mühendisliğiydi. 28 Şubat beşli çeteydi, Batı Çalışma Grubu’ydu, tencere tava çalarak 28 Şubat’a destek verenlerin meydanlarda gezip, Anadolu insanını öz yurdunda parya duygusunun yaşatıldığı bir korku iklimiydi.Öyle korktular ki 5 yaşındaki çocuklara yasaklar getirerek, 60-70 yaşındaki insanlara yasaklar getirerek hatta küçük küçük çocukların okullarını kapatarak, birçok çocuğun yaşıyla başıyla saçıyla uğraşarak ne kadar da korktuklarını gösterdiler. Önemli olan şey yaşananlardan ibret alıp unutmamak.” diye konuştu.
 
“KORKU İKLİMİNDE YAPMAYA ÇALIŞTIKLARI ŞEY GÜNDELİK YAŞAMANIN RİTMİNİ BOZMAKTI”
Serginin küratörü Bekir Cantemir de 28 Şubat’ın 25. yılında bir sergi yapma fikri oluştuğunu belirterek, “Tarih okuması yaptığımızda dönemin problemlerinin korku üzerine kurulduğunu, darbenin, post modern darbenin bir korku imparatorluğuyla başarıya ulaşmaya çalıştığını ön plana çıkartma kararı aldık. Korkudan amacımız şuydu: Türkiye’de görevlerini yapmayan askeri bürokrasi ve sivil bürokrasi, Türkiye’de birçok sorun varken irticayı birinci tehdit algılayarak bir korku iklimi oluşturdular ve korku ikliminde yapmaya çalıştıkları şey gündelik yaşamanın ritmini bozmaktı. Öbür tarafa da ‘Bu bin yıl sürecek. Siz gündelik yaşam, dini pratiklerinizden vazgeçin.’ Aslında bu bir ritim bozulmasıydı.Süreci küresel ve ulusal bağlamıyla anlatan sergi, sürecin bireyler üzerindeki travmatik etkilerini de mercek altına alıyor. Serginin girişinde yer alan “Hikayeler” bölümünde 28 Şubat sürecinde basında sadece isim ve soy isimlerinin baş harfleriyle yer alan insanların hikayelerine yer veriliyor. Serginin “Dalgalar” bölümü, grafik unsurlarla 90’lı yıllardan 2000’lere dünya, Türkiye ve 28 Şubat sürecini kronolojik olarak ikonik imajlarla işliyor. Serginin, “Yüz yüze” bölümüyle 28 Şubat sürecindeki insan hikayelerine odaklanıyor ve mağdurlara ait objelere yer veriyor. Sergideki ekranlarda ise bu objelerin sahipleri objelerin hikayelerini anlatıyor. Sergide ayrıca dönemin gazete nüshaları da yer alıyor. “El ele” bölümünde ise ziyaretçiler, dönemin suni irtica gündemini ele alan gazete manşetlerini baskı tekniğiyle boyama bölümü bulunuyor..